Pour publier un commentaire, connectez-vous avec votre identifiant Windows Live ID (votre compte Hotmail, Messenger ou MSN). Se connecter
Vous n'avez pas d'identifiant Windows Live ID ? Inscrivez-vous
|
asalettinyeter ne dün de gi...a écrit :
Öylesine bir gündü, yeni değil de sanki geçmiş günlerden biriydi, öyle gibiydi...
Kaç gece beklemiştim seni. Kaç gece koynuma hasretini alıp uyumuştum. Kaç gece yalnızlık sancısıyla kıvranıp durmuştum. Öyle acımasızdı ki geceler, gökteki yıldızlar yüreğime atılan birer taş gibi gelmişti bana. Yine de her şeye değerdi bekleyişim. Bütün yollar sana çıkıyordu ama ben asıl senin yolunun benimkiyle kesişmesini bekliyordum. Aylar geçmişti hep vardın ama bir tek o an yanımdaydın. Biraz yabancıydın bana, biraz da tanıdık. Şaşkındık, şaşkınlığımız çok fazla yansıyordu yüzümüze. Göz göze gelmek hiç bu kadar zor olmamıştı. Bir bakıştan bin anlam çıkarmak buna denirdi işte. Yüzümüzde birbirimize ait izler arıyorduk bakarken. Ne çok duymuştum sesini ama sanki sen ilk kez konuşuyordun. İlk kez söylediğin cümleler sahibiyle bütünleşiyordu. Düştükçe gülüşün yüzüne, sessiz olan her şey konuşmuştu içimde. Yine de sözler bir türlü çıkmıyordu ağzımdan. Oysa boynuna sarılıp "Sen aylardır beklenen, sen yıllardır özlenensin" demek istiyordum. Hava serin değildi ama ben titriyordum. Kelimeler hiç bu kadar zor olmamıştı bana. Ne zaman bir şey söylemeye kalksam, her seferinde bir şey oluyordu, sözcükler ağzımda donuyordu. Sıcaktın, dokunmasan da yansıtıyordun. Biraz önce titreyen ben artık terliyordum. Aşktı bu biliyordum ama bunu kendime bile itiraf edemiyordum. Farkında değildin belki, belki ben belli etmiyordum ama yıllardır koruduğum, yıllardır kimseye açmadığım topraklarımı çoktan teslim almıştın bile. Sınırlarımdan içeri girmiştin bir kere. Yüreğimin en gizli, en kuytu köşelerinde sen vardın artık. İtirazsızdım, belli ki mutluydum. Belli ki beni şaşırtan mutluluğun ta kendisiydi. Harfleri tükenmez bir kavuşmanın alfabesindeydim. Ve ben okumayı sanki yeniden öğreniyordum. Şimdi bu sevdayı bana yaşattığın için kendimi şanslı hissediyorum. "Ya sen olmasaydın" diye düşünmüyorum çünkü sen varsın. Çünkü sen içimdesin. Çünkü sen benim hayat kaynağımsın. Biliyor musun, çölde bulabildiğim bir avuç su olsan, bitmeyesin diye içmem seni. Nerede olursan ol benimle kal. Ben, bu yürek attığı sürece seninleyim seni sevi yorum Sana yazılmış şiir’lerde seni yaşadım, Çiçeklenmiş erik dallarında Yeni yetme deli dolu genc kiz yüreğime Resimlerini çizdim, göz ucumla Dalıp giden bakışlarımda, Gecelerimi aydınlattım Ateş böceği gözlerin de. Sana yine mektuplar yazacağım, Umarım varsındır ve okuyorsundur. Varsan orada ol Seni beklediğim mavinin ek yerinde Güzel olan her şeye baki selam yine yazacağım Mektubuma değil de, satırlarıma son veriyorum Bir kez daha yazmak istedim Seni çok seviyorum… bir direm umuda bir gül Gökyüzüne resim çizmek peşinde değilim Gayretim bir dirhem umuda naif gülüşü nakşedebilmek…” Bilmediğim bir şehrin sabahından yazıyorum bu satırları. Bana yabancı bir öykünün doğuşuna tanıklık ediyorum. Üşüyorum nem kapmış duvar misali. Sesini arıyorum kulağımın derinliklerinde. Sessizliğime çağırıyorum tüm martıları. Aldırma / aldanma sadece martıları çağırdığıma. Asıl ben seni diliyorum kuru avuçlarıma. Susuzluğumun kanayan yüzüne sen koş. Aldırma giydiğin ayakkabılara. Koş sadece. Nefesin de tıkansın biraz. İstediğim kadar değil, hissettiğin kadar yaklaş bana. Bilirsin senden önce üryan’lığımı örtecek bir cümle bulamamıştı dudaklarım. Kapat dudaklarıma sözlerini. Gayri dudaklarımdan çıkacak tek söz; adının baş harfi olsun.. Bize ne bir sevda vaat edildi ne de bir mucize hediye edildi. Biz karanlıktayız. Üzerimiz açık. Ellerimiz hazan kokar. Ama birbirimizin tebessümlerinde isteriz Cenneti. Gövdemizin toprakta kapladığı gölge kadar cümle oluruz sevda lugatinde. Şimdi sevme zamanı. Tüm martılar açtır şimdi. Yüzümde belirginleşen tebessüm çizgileriyle doyuralım tüm martıları. Bulutsuzluktan şikayet eden toprağa uzatalım gözlerimizde birikmiş ıslaklığı. Kısır cümleleri işgal etsin içimizdeki gönül zenginliği. Susuzluktan çatlamış yangınlara koşuşturalım dudaklarımızı. Diş geçiremediğimiz zamana not düşülsün imkansızlığımız. Birbirimizden bihaber yaşarken istiflediğimiz hüzünlere inat biz tebessümün güzelliğinde bir umut ekelim gül kokusunda. …………….Ey sevgili, Satırlarımın dağınıklığını hoşgör. Bilmediğim bir sabahın avcunda kanattım ellerimdeki mürekkebinin dilsizliğini. Sana yazmaya aç’tım. Tebessümün satırlarda inkişafına vuruldum. Yazan ben, yazdıran sen.. Özlediğim, dilediğim bir sevdanın anlamı, Yaşadığım, nefes aldığım bir hayatın başkahramanı, Umutlandığım yarınların tek güzel yanı Unutma ki; Bir dirhem “ can’a “ bir ” umut “ miktarı “ gül “ kafi. Beni “ ben “ yapan …
8 Nov.
|
|
|
Emel GüLa écrit :
Selamlar...
Kamerali Sesli chat canlı Eglence Sohbet sitemize sizida davet ediyoruz...Aramiza katilmak istemezmisiniz...http://www.zirveyolu.com http://www.zirveyolu.net
30 Oct.
|
|
|
VEFAKAR DOST ZAMANDA BİR GA...a écrit :
Vefa,hicran içindeki gönle merhem,çöldeki son yeşile ab-ı hayat...
Vefa,ızdırap yangınına düşen rahmet.. Mecnun misali Leyla'dan geçip Mevla'ya hicret... Hatırlar mısın,neydi vefa? Ezelde verilen söze,Haşr'e kadar sadakat miydi? Karasevdalı birinin,kar ve boranın kucağında yüreğiyle ısıttığı bir kardelen mi? Kupkuru çölleri cennete çeviren Gül'e sevdalı olmak mı? Dikenlerin batmasına aldırmadan,güle vuslat arzusuyla kanayan bülbül bilir vefayı. Nuruna hasret olduğu Mübarek Yüz'e bir zarar gelmesin diye bütün hünerimi ortaya koyan mağaradaki örümcek bilir vefayı. Vuslat kokulu uykusuz gecelerde Yar arzusunun adıdır vefa. Sevda bülbülünün kanı damlayınca karanlık bir geceye,vefa nağme kesilip çınlar seherler boyunca .Belki de bir daha açılmayacak olan dost kapısını terk etmeyişin sırrına ermektir vefa... Vefasız gülüşler serpildi kanayan yaralara...Vefanın bahtına vuslat yerine gurbetler düştü. Beklentisiz sevmeler maziye karıştı,yapılanlar karşılık bekliyor artık. Yıldızların sızısı her gece biraz daha artıyor Samanyolu'nda. şimdi geceler vefasızlıkla bölünmede... Ayın on dördünde sema,şimdilerin vefasız dostlarına nazar edip ağlamakta. Hatırladın mı,neydi vefa? Vefa, bahta düşen cefa da olsa,safa libası giymektir
11 Sept.
|
|
|
kırçiçeği papatyaa écrit :
Nerdesin Dost
gözlerinde bir pencere aradım geçmişe bir yoldu aradığım sarhoş sabahların uykusuz sıcaklığı gibi bulamadım dost nerdesin kanayan avuç içimden bulaşırken yüreğime sohbetlerin bir köşesine kıvrılırdık ayaz çöktüğünde geceye veya hüsran şarkıları çaldığında hayallerin ortasında birden peşrevin ardından hicaz makamında aklıma düşüverdin dost nerdesin hep çabuk biterdi güne koşardı geceler hep aynı hecelere sıkışmıştı sohbetler hep aynı kalacaktı sanki günler öyle gelirdi ağırdı yükümüz heceleri gecelere böldüm dost nerdesin sen gittin ya dost rutubet sardı yüreğimi yağmurlar düştü sohbet köşelerine sen gittin ya dost aynı değil artık şarabın tadı takvimler sarardı seni aradı yüreğim hep kara gecelerde acı bastı uykularımı bakındı sağa sola köşebaşlarını aradı her sohbetin kuytularında bir yanım eksik kaldı dost sen nerdesin… -alıntı-
22 Août
|
|
|
İsmail topaloğlua écrit :
GÜNAYDIN ARKADAŞIM. TERTEMİZ BİR GÜN DİLİYİORUM. GÜNEŞLİ VE AYDINLIK.
20 Juil.
|
|
|
kırçiçeği papatyaa écrit :
Zengin; çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir. Kalb zenginliğinden mahrum olan kimse, ne kadar geniş servete sahib olursa olsun yine fakirdir. Tamaı ve hırsı sebebiyle de halk nazarında hakirdir. Kalbi zengin olan kimse de ne kadar fakir olsa herkesin nazarında muhteremdir.
Sofranız afiyetli, paranız bereketli, kararlarınız isabetli, yuvanız muhabbetli, kalbiniz merhametli, bedeniniz sıhhatli, dualarınız kabul olsun... Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarımızın Rabbimizin yüce katına iletilmisine vesile olan bu mübarak kandil gecesinde dualarda buluşmak ümidiyle ... Yükü sevgi, özü saygı, gücü barış, süsü hoşgörü olan mübarek Miraç kandilinizi kutlarım Allah'a emanet olun. Hayırlı kandiller...
19 Juil.
|
|
|
erol mızraka écrit :
Beklemek güzeldi,
Gelecek günleri. İçimde hep bir özlemdi. Aldım yanıma ümitleri. Ara sıra taksam da, Koluma hüzünleri. Aldırmadım... Sabırla yaşadım ikisini. Günler geçti... Mevsimler tükendi, bitti. Yoruldum beklemekten, Gelecek günlere Bıraktığım hayallerimi. Yandım, çaresizliklerin çıkmazında, Yalnız zamanlarımın düşleri. Hep sonu gelmez bir yolculuk gibi , Beklemek; Hep beklemek... Yine mevsimler başladı, bitti. Tükettiler 'GÜZEL GÜN 'ümitlerimi. Dondu tebessümlerim, Zamanların kıskacında. Gözlerimde sonsuz yalnızlığın Ve bekleyişin izleri. Ben ki, severdim YALNIZLIĞIMI Ve BEKLEMEYİ.. ÖMÜR
2 Juin
|
|
|
kırçiçeği papatyaa écrit :
ALLAH'IM...
Ben üşüyorum Sen Dost’un gözleriyle ısıt beni. Ben kanıyorum Sen dokunuşu merhamet olanlarla sar beni. Ben korkuyorum Sen kalbime verdiğin îmanla koru beni. Ben ağlıyorum Sen ülfetinle avut beni. Ben savruluyorum bilinmezlere hazan yaprağı gibi… Sen tut beni. Ben kayıyorum sırattan Sen bırakma beni. Bende kimsenin uğramadığı izbe köşeler var karanlığın bile girmekten ürktüğü… Bende açılıp kapanmayan yaralar rûhumu döven hırçın dalgalar var sonra… Dönüşü olmayan yollar uzaklığım kadar uzayan; dinmeyen gözyaşları var içime kanayan… Küçük bir kız çocuğu var yetim bayramlar yaşayan… Âhlar var geceleri uyku tutturmayan… Soğuk kışlar var bir bakış olup gözümde donan… Yakan ateşler var öfkem olup çarpan… Bende derin bir muhabbetin yok; ulvî kılan mümin yapan arıtan çoğaltan merhamet olup yetim başlar okşayan şefkat olup mâtemlerin civarında dolaşan fakir sofralarda zengin kılan cömertlik olup mahrumlara dağıtılan cesâret olup İslâm’a engelleri yıkan. Bende derin bir muhabbetin yok; beni unutturup bana sadece Sen’i hatırlatan gündüz olup yüzler aydınlatan gece olup hataları örten kilit olup hayırlara açılan merhamet olup hasta ruhuma dokunan… Bende derin bir muhabbetin; uzaklığıma rağmen bana şah damarımdan daha yakın olan… Bende derin bir muhabbetin yok; edep edip başkalarını özlemekten Sen’i özlettiren… Vefâ olup; hatırladıklarımı Seninle râbıtalı kılan… Bende derin bir muhabbetin yok; rüzgâr olup çöllerde iz iz Nebî’yi arayan peyk olup bir Kutb’un etrafında dönen... Bir derin muhabbetin yok bende; beni Sen’den kılan. Sen varsan neyim yoktur ki; Sen yoksan gönlümde neyim vardır ki...
2 Juin
|
|
|
15 Mai
|
|
|
kırçiçeği papatyaa écrit :
Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün
Yalan dünya senin olsa ne fayda Akibet alırlar tatlı canını Bülbül gibi dilin olsa ne fayda Söylersin de söz içinde şaşmazsın Helâli haramı yersin seçmezsin Nasibin kesilir de sular içmezsin Akar çaylar senin olsa ne fayda Söylersin de el içinde sözün var Yeler çalışırsın oğlun kızın var Bu dünyada üç beş arşın bezin var Bedestenler senin olsa ne fayda Bir gün alır götürürler evinden Hakk'ın kelâmını koyma dilinden Kurtulaman Ezrail'in elinden Dünya dolu malın olsa ne fayda Pir Sultan Abdal'ım çıktık oturduk Kaza lokmasını burda yetirdik Dünya bizim diye çektik getirdik Yalan dünya bizim olsa ne fayda PirSultan Abdal
5 Mai
|
|
|
MELİKE.SPACES بســـــــــــ...a écrit :
_____xxxxxxxxxx______xxxxxxxxxx
___xxx dost xxxxxx___xxxxxxxxxxxxx ___xxxxxxxxxxxxxx_xxxxxxxxxxxxxxx ___xxxxxxx senin xxxxxxxxxxxxxxxxxxx ____xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx _____xxxxxxxxx gibi xxxxxxxxxxx ______xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx _________xxxx gül xxxxxxxxxxx ___________xxxxxxxxxxxxx _____________xxxxx gül x ______________xxxxxx _______________ise x _______________xx _______dostlara_xx ____________xx _bir_______xx _________xx ___hediye_xx Gururlanma insanoğlu, Ölmemeye çaren mi var ? Soğuk vurmuş bir gül gibi Solmamaya çaren mi var ? Hazan olmuş bir gül gibi Solmamaya çaren mi var ? *** Daim yürü hak izinde, Hakk’ı söyle her sözünde, Dört kişinin omuzunda, Gitmemeye çaren mi var ? *** Ecel gelip seni göre, Yaşın kemaline ere, Zengin, fakir hep kabire, Girmemeye çaren mi var ? *** melike
6 Avr.
|
|
|
-a écrit :
Dost olan tutar düşenin elinden
Sever dostlarını canı gönülden Bin bir ders alırsın öğütlerinden Mutluluğu okunur gözlerinden Eğer dost ararsan bir çağrı bırak Tam vakti dostluk meşalesini yak Her ne yaşadıysan zamana bırak Yaşamak değil midir ki bir durak Dostluk değil mi sevgiyi paylaşmak Dar anında koşup yanında olmak Kanayan yaraya bir merhem çalmak Zor günde kucak açıp dostça sarmak ____________███__█_████ ____________ ██__██_____█ ___________ ███_█__█_____█ __________ ████_____██___██████ _________ █████______██_█______██ ________ █████_______██________█_██ ________ █████_______█_______█ ________ ██████_____ █_______█ _________ ██████____ █______█ __________ ████████_______█ __ ███_________ ██______██ ███████__________██ _███████_________█ __██████_________█_█ ___███___█_______██ ___________█_____█__█ _______████_█___█ _____██████__█_██ ____███████___██ ____█████______█ ____██ HAYIRLI GECELER ,GÜZEL BIR HAFTA SONU , HERSEYIN GÖNLÜNÜZCE OLMASINI DİLERİM... AEO.KIB
21 Mar.
|
|
|
AY PARÇASI ıa écrit :
Anlamlı Hayat
Anlamlı hayat, bir gün gelip geçmişe baktığınızda pişmanlık duymadan yaşadığınız hayattır… Herkes ilk başta anlamlı hayatı yaşadığını söyler oysa ikinci kez dönüp baktıklarında aslında bunun ilizyon olduğu gerçeği tokat gibi çarpar yüzlerine. Şimdi sadece birkaç dakika düşünelim. Anlamlı hayatı yaşıyor muyuz? Tartışmalar, gerginlikler olacak, olmalı da kalpleri birbirine daha sıkı bağlamak için,aynı zamanda o tartışmalarda bir kalbi kırdıysak… Eğer sadece tek bir ümidi kalmış insanların o ümitlerini de elleriden aldıysak… Olmamız gereken zamanda olmamız gereken yerde olamadıysak ya da olmadıysak… Sevdiğimiz insanları hep sonra’ya ertelediysek… Sevgilimizle birlikte güneşin doğuşuna şahit olmak yerine hep günleri bitirdiysek… Anlamak yerine yargıladıysak… Sevmek yerine sorguladıysak… Bize ihtiyaç duyulduğu halde bunun farkına varamamışsak… Ya da fark ettiğimiz halde umursamamışsak… Sizce bu anlamlı bir hayat olur mu?!? Zaman o kadar hızlı akıp gidiyor ki parmaklarımızın arasından, Anlamlı hayatı yaşama fırsatını her geçen gün biraz daha kaybediyoruz. Umarım daha fazla –bilerek ya da bilmeyerek- kalp kırmadan mutlu ve anlamlı bir hayat yaşamaya başlarız… Çünkü hayat çok kısa ve her dakikası yaşanmaya değer. Sevgiyle sevdiklerinizle kalın... Hoşça kalın…
19 Fév.
|
|
|
AY PARÇASI ıa écrit :
♥•°ღ •.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•. ♥
♥♥ ♥ DEĞERLİ ARKADAŞIM♥ ♥♥ ♥•°ღ •.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•. ♥ ♥ Selamün aleyküm ♥ ♥Cumanız mubarek olsun ♥ ♥Bu günün feyzi bereketi ihsan ve , ♥ ♥mükafatı üzerinize olsun ♥ ♥Mevla bu günümüzü ve ♥ ♥ her günümüzü yoluna ♥ ♥ cefakar vefakar ivazsız garazsız ♥ ♥hizmet edenlerden kılsın inşALLAH.. ♥ ♥saygılar... ♥ ♥AYPARÇASI ♥ ♥•°ღ •.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•. ♥ ♥•°ღ •.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•. ♥
13 Fév.
|
|
|
eliseua écrit :
I want to wish you a happy new year of peace and love with great luck, that his dreams are made. this is my wish for you and your entire family. one thousand kisses from your friend.
30 Déc.
|
|
|
. .a écrit :
Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar delikanlı vardı ki... Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti. Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular. Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu. Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı... “Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı. “Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “Kahveme koymak için.” Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı. Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var.” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım. Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben. Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu ailemi hatırlıyorum... Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar. Onları ve evimi öyle özlüyorum ki...” Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının... Kız dinlediklerinden çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini arayan, evini sakınan biri... Ev duyusu olan biri... Kız da konuşmaya başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi... O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu... Tatlı ve sıcak. Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii... Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses, prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu... Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü... 40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında: “Sevgilim, bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede. İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki, şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken, değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim. Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok... İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat. Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim. Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum. Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim, ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da...” Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu.. Gözleri nemlendi kadının... Çok tatlı!.. dedi... hayat sana bütün güzelliklerini sunsun herşey gönlünce olsun hayırlı geceler... HAyaLEttt.
20 Déc.
|