Commentaires de ACININ GAMZESİ YOK (16) 

Veuillez patienter...
Le commentaire que vous avez entré est trop long. Veuillez le raccourcir.
Vous n'avez rien entré. Réessayez.
Nous ne pouvons pas publier votre commentaire pour le moment. Réessayez plus tard.
Pour publier un commentaire, vous devez avoir l'autorisation de vos parents. Demander l'autorisation
Vos parents ont désactivé les commentaires.
Nous ne pouvons pas supprimer votre commentaire pour le moment. Réessayez plus tard.
Vous avez dépassé le nombre maximal de commentaires qui peuvent être publiés en une journée. Réessayez dans 24 heures.
La publication de commentaires a été désactivée pour votre compte, car nos systèmes indiquent que vous envoyez peut-être du courrier indésirable à d'autres utilisateurs. Si vous pensez que votre compte a été désactivé par erreur, contactez l'assistance en ligne de Windows Live.
Effectuez la vérification de sécurité ci-dessous pour terminer la publication de votre note.
Les caractères entrés pour la vérification de sécurité doivent correspondre à ceux de l'image ou du fichier audio.

Pour publier un commentaire, connectez-vous avec votre identifiant Windows Live ID (votre compte Hotmail, Messenger ou MSN). Se connecter


Vous n'avez pas d'identifiant Windows Live ID ? Inscrivez-vous

Öylesine bir gündü, yeni değil de sanki geçmiş günlerden biriydi, öyle gibiydi...
Kaç gece beklemiştim seni. Kaç gece koynuma hasretini alıp uyumuştum. Kaç gece yalnızlık sancısıyla kıvranıp durmuştum. Öyle acımasızdı ki geceler, gökteki yıldızlar yüreğime atılan birer taş gibi gelmişti bana. Yine de her şeye değerdi bekleyişim.
Bütün yollar sana çıkıyordu ama ben asıl senin yolunun benimkiyle kesişmesini bekliyordum.
Aylar geçmişti hep vardın ama bir tek o an yanımdaydın. Biraz yabancıydın bana, biraz da tanıdık. Şaşkındık, şaşkınlığımız çok fazla yansıyordu yüzümüze. Göz göze gelmek hiç bu kadar zor olmamıştı. Bir bakıştan bin anlam çıkarmak buna denirdi işte. Yüzümüzde birbirimize ait izler arıyorduk bakarken.
Ne çok duymuştum sesini ama sanki sen ilk kez konuşuyordun. İlk kez söylediğin cümleler sahibiyle bütünleşiyordu.
Düştükçe gülüşün yüzüne, sessiz olan her şey konuşmuştu içimde. Yine de sözler bir türlü çıkmıyordu ağzımdan. Oysa boynuna sarılıp "Sen aylardır beklenen, sen yıllardır özlenensin" demek istiyordum. Hava serin değildi ama ben titriyordum.
Kelimeler hiç bu kadar zor olmamıştı bana. Ne zaman bir şey söylemeye kalksam, her seferinde bir şey oluyordu, sözcükler ağzımda donuyordu.
Sıcaktın, dokunmasan da yansıtıyordun. Biraz önce titreyen ben artık terliyordum. Aşktı bu biliyordum ama bunu kendime bile itiraf edemiyordum.
Farkında değildin belki, belki ben belli etmiyordum ama yıllardır koruduğum, yıllardır kimseye açmadığım topraklarımı çoktan teslim almıştın bile. Sınırlarımdan içeri girmiştin bir kere. Yüreğimin en gizli, en kuytu köşelerinde sen vardın artık.
İtirazsızdım, belli ki mutluydum. Belli ki beni şaşırtan mutluluğun ta kendisiydi. Harfleri tükenmez bir kavuşmanın alfabesindeydim. Ve ben okumayı sanki yeniden öğreniyordum.
Şimdi bu sevdayı bana yaşattığın için kendimi şanslı hissediyorum. "Ya sen olmasaydın" diye düşünmüyorum çünkü sen varsın. Çünkü sen içimdesin. Çünkü sen benim hayat kaynağımsın.
Biliyor musun, çölde bulabildiğim bir avuç su olsan, bitmeyesin diye içmem seni. Nerede olursan ol benimle kal. Ben, bu yürek attığı sürece seninleyim
seni sevi yorum
Sana yazılmış şiir’lerde seni yaşadım,
Çiçeklenmiş erik dallarında
Yeni yetme deli dolu genc kiz yüreğime
Resimlerini çizdim, göz ucumla
Dalıp giden bakışlarımda,
Gecelerimi aydınlattım
Ateş böceği gözlerin de.
Sana yine mektuplar yazacağım,
Umarım varsındır ve okuyorsundur.
Varsan orada ol
Seni beklediğim mavinin ek yerinde
Güzel olan her şeye baki selam yine yazacağım
Mektubuma değil de, satırlarıma son veriyorum
Bir kez daha yazmak istedim
Seni çok seviyorum…
bir direm umuda bir gül


Gökyüzüne resim çizmek peşinde değilim
Gayretim bir dirhem umuda naif gülüşü nakşedebilmek…”


Bilmediğim bir şehrin sabahından yazıyorum bu satırları. Bana yabancı bir öykünün doğuşuna tanıklık ediyorum. Üşüyorum nem kapmış duvar misali. Sesini arıyorum kulağımın derinliklerinde. Sessizliğime çağırıyorum tüm martıları. Aldırma / aldanma sadece martıları çağırdığıma. Asıl ben seni diliyorum kuru avuçlarıma. Susuzluğumun kanayan yüzüne sen koş. Aldırma giydiğin ayakkabılara. Koş sadece. Nefesin de tıkansın biraz. İstediğim kadar değil, hissettiğin kadar yaklaş bana. Bilirsin senden önce üryan’lığımı örtecek bir cümle bulamamıştı dudaklarım. Kapat dudaklarıma sözlerini. Gayri dudaklarımdan çıkacak tek söz; adının baş harfi olsun..

Bize ne bir sevda vaat edildi ne de bir mucize hediye edildi. Biz karanlıktayız. Üzerimiz açık. Ellerimiz hazan kokar. Ama birbirimizin tebessümlerinde isteriz Cenneti. Gövdemizin toprakta kapladığı gölge kadar cümle oluruz sevda lugatinde. Şimdi sevme zamanı. Tüm martılar açtır şimdi. Yüzümde belirginleşen tebessüm çizgileriyle doyuralım tüm martıları. Bulutsuzluktan şikayet eden toprağa uzatalım gözlerimizde birikmiş ıslaklığı. Kısır cümleleri işgal etsin içimizdeki gönül zenginliği. Susuzluktan çatlamış yangınlara koşuşturalım dudaklarımızı. Diş geçiremediğimiz zamana not düşülsün imkansızlığımız. Birbirimizden bihaber yaşarken istiflediğimiz hüzünlere inat biz tebessümün güzelliğinde bir umut ekelim gül kokusunda.

…………….Ey sevgili,

Satırlarımın dağınıklığını hoşgör. Bilmediğim bir sabahın avcunda kanattım ellerimdeki mürekkebinin dilsizliğini. Sana yazmaya aç’tım. Tebessümün satırlarda inkişafına vuruldum. Yazan ben, yazdıran sen..

Özlediğim, dilediğim bir sevdanın anlamı,
Yaşadığım, nefes aldığım bir hayatın başkahramanı,
Umutlandığım yarınların tek güzel yanı

Unutma ki;

Bir dirhem “ can’a “ bir ” umut “ miktarı “ gül “ kafi.

Beni “ ben “ yapan …

8 Nov.
Emel GüLa écrit :
Selamlar...
Kamerali Sesli chat canlı Eglence Sohbet sitemize sizida davet ediyoruz...Aramiza katilmak istemezmisiniz...http://www.zirveyolu.com
http://www.zirveyolu.net
30 Oct.
Vefa,hicran içindeki gönle merhem,çöldeki son yeşile ab-ı hayat...
Vefa,ızdırap yangınına düşen rahmet..
Mecnun misali Leyla'dan geçip Mevla'ya hicret...
Hatırlar mısın,neydi vefa?
Ezelde verilen söze,Haşr'e kadar sadakat miydi?
Karasevdalı birinin,kar ve boranın kucağında yüreğiyle ısıttığı bir kardelen mi?
Kupkuru çölleri cennete çeviren Gül'e sevdalı olmak mı?
Dikenlerin batmasına aldırmadan,güle vuslat arzusuyla kanayan bülbül bilir vefayı.
Nuruna hasret olduğu Mübarek Yüz'e bir zarar gelmesin diye bütün hünerimi ortaya koyan mağaradaki örümcek bilir vefayı.
Vuslat kokulu uykusuz gecelerde Yar arzusunun adıdır vefa.
Sevda bülbülünün kanı damlayınca karanlık bir geceye,vefa nağme kesilip çınlar seherler boyunca
.Belki de bir daha açılmayacak olan dost kapısını terk etmeyişin sırrına ermektir vefa...
Vefasız gülüşler serpildi kanayan yaralara...Vefanın bahtına vuslat yerine gurbetler düştü.
Beklentisiz sevmeler maziye karıştı,yapılanlar karşılık bekliyor artık.
Yıldızların sızısı her gece biraz daha artıyor Samanyolu'nda.
şimdi geceler vefasızlıkla bölünmede...
Ayın on dördünde sema,şimdilerin vefasız dostlarına nazar edip ağlamakta.
Hatırladın mı,neydi vefa?
Vefa, bahta düşen cefa da olsa,safa libası giymektir
11 Sept.
Nerdesin Dost
gözlerinde bir pencere aradım
geçmişe bir yoldu aradığım
sarhoş sabahların uykusuz sıcaklığı gibi
bulamadım dost nerdesin

kanayan avuç içimden bulaşırken yüreğime
sohbetlerin bir köşesine kıvrılırdık
ayaz çöktüğünde geceye
veya hüsran şarkıları çaldığında
hayallerin ortasında birden
peşrevin ardından hicaz makamında
aklıma düşüverdin dost nerdesin
hep çabuk biterdi güne koşardı geceler
hep aynı hecelere sıkışmıştı sohbetler
hep aynı kalacaktı sanki günler
öyle gelirdi ağırdı yükümüz
heceleri gecelere böldüm dost nerdesin
sen gittin ya dost
rutubet sardı yüreğimi
yağmurlar düştü sohbet köşelerine
sen gittin ya dost
aynı değil artık şarabın tadı
takvimler sarardı
seni aradı yüreğim hep kara gecelerde
acı bastı uykularımı
bakındı sağa sola
köşebaşlarını aradı
her sohbetin kuytularında
bir yanım eksik kaldı dost sen nerdesin…
-alıntı-
22 Août
İsmail topaloğlua écrit :
GÜNAYDIN ARKADAŞIM. TERTEMİZ BİR GÜN DİLİYİORUM. GÜNEŞLİ VE AYDINLIK.
20 Juil.
Zengin; çok mala sahip olana denmez, zengin kalbi olana denir. Kalb zenginliğinden mahrum olan kimse, ne kadar geniş servete sahib olursa olsun yine fakirdir. Tamaı ve hırsı sebebiyle de halk nazarında hakirdir. Kalbi zengin olan kimse de ne kadar fakir olsa herkesin nazarında muhteremdir.

Sofranız afiyetli, paranız bereketli, kararlarınız isabetli, yuvanız muhabbetli,

kalbiniz merhametli, bedeniniz sıhhatli, dualarınız kabul olsun...

Varlığı ebedi olan, merhamet sahibi, adaletli Yüce Allah kendisine dua edenleri geri çevirmez. Dualarımızın Rabbimizin yüce katına iletilmisine vesile olan bu mübarak kandil gecesinde dualarda buluşmak ümidiyle ...

Yükü sevgi, özü saygı, gücü barış, süsü hoşgörü olan mübarek Miraç kandilinizi kutlarım Allah'a emanet olun. Hayırlı kandiller...
19 Juil.
erol mızraka écrit :
Beklemek güzeldi,

Gelecek günleri.

İçimde hep bir özlemdi.

Aldım yanıma ümitleri.

Ara sıra taksam da,

Koluma hüzünleri.

Aldırmadım...

Sabırla yaşadım ikisini.

Günler geçti...

Mevsimler tükendi, bitti.

Yoruldum beklemekten,

Gelecek günlere


Bıraktığım hayallerimi.


Yandım, çaresizliklerin çıkmazında,

Yalnız zamanlarımın düşleri.

Hep sonu gelmez bir yolculuk gibi ,

Beklemek;

Hep beklemek...

Yine mevsimler başladı, bitti.

Tükettiler 'GÜZEL GÜN 'ümitlerimi.

Dondu tebessümlerim,

Zamanların kıskacında.

Gözlerimde sonsuz yalnızlığın

Ve bekleyişin izleri.

Ben ki, severdim YALNIZLIĞIMI

Ve BEKLEMEYİ..





ÖMÜR
2 Juin
ALLAH'IM...

Ben üşüyorum Sen Dost’un gözleriyle ısıt beni.
Ben kanıyorum Sen dokunuşu merhamet olanlarla sar beni.
Ben korkuyorum Sen kalbime verdiğin îmanla koru beni.
Ben ağlıyorum Sen ülfetinle avut beni.
Ben savruluyorum bilinmezlere hazan yaprağı gibi… Sen tut beni.
Ben kayıyorum sırattan Sen bırakma beni.
Bende kimsenin uğramadığı izbe köşeler var karanlığın bile girmekten ürktüğü… Bende açılıp kapanmayan yaralar rûhumu döven hırçın dalgalar var sonra…
Dönüşü olmayan yollar uzaklığım kadar uzayan; dinmeyen gözyaşları var içime kanayan…
Küçük bir kız çocuğu var yetim bayramlar yaşayan…
Âhlar var geceleri uyku tutturmayan…
Soğuk kışlar var bir bakış olup gözümde donan…
Yakan ateşler var öfkem olup çarpan…
Bende derin bir muhabbetin yok; ulvî kılan mümin yapan arıtan çoğaltan merhamet olup yetim başlar okşayan şefkat olup mâtemlerin civarında dolaşan fakir sofralarda zengin kılan cömertlik olup mahrumlara dağıtılan cesâret olup İslâm’a engelleri yıkan.
Bende derin bir muhabbetin yok; beni unutturup bana sadece Sen’i hatırlatan gündüz olup yüzler aydınlatan gece olup hataları örten kilit olup hayırlara açılan merhamet olup hasta ruhuma dokunan…
Bende derin bir muhabbetin; uzaklığıma rağmen bana şah damarımdan daha yakın olan…
Bende derin bir muhabbetin yok; edep edip başkalarını özlemekten Sen’i özlettiren… Vefâ olup; hatırladıklarımı Seninle râbıtalı kılan…
Bende derin bir muhabbetin yok; rüzgâr olup çöllerde iz iz Nebî’yi arayan peyk olup bir Kutb’un etrafında dönen...
Bir derin muhabbetin yok bende; beni Sen’den kılan.

Sen varsan neyim yoktur ki;
Sen yoksan gönlümde neyim vardır ki...

2 Juin
15 Mai
Gafil gezme şaşkın bir gün ölürsün
Yalan dünya senin olsa ne fayda
Akibet alırlar tatlı canını
Bülbül gibi dilin olsa ne fayda

Söylersin de söz içinde şaşmazsın
Helâli haramı yersin seçmezsin
Nasibin kesilir de sular içmezsin
Akar çaylar senin olsa ne fayda

Söylersin de el içinde sözün var
Yeler çalışırsın oğlun kızın var
Bu dünyada üç beş arşın bezin var
Bedestenler senin olsa ne fayda

Bir gün alır götürürler evinden
Hakk'ın kelâmını koyma dilinden
Kurtulaman Ezrail'in elinden
Dünya dolu malın olsa ne fayda

Pir Sultan Abdal'ım çıktık oturduk
Kaza lokmasını burda yetirdik
Dünya bizim diye çektik getirdik
Yalan dünya bizim olsa ne fayda


PirSultan Abdal
5 Mai
_____xxxxxxxxxx______xxxxxxxxxx
___xxx dost xxxxxx___xxxxxxxxxxxxx
___xxxxxxxxxxxxxx_xxxxxxxxxxxxxxx
___xxxxxxx senin xxxxxxxxxxxxxxxxxxx
____xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
_____xxxxxxxxx gibi xxxxxxxxxxx
______xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
_________xxxx gül xxxxxxxxxxx
___________xxxxxxxxxxxxx
_____________xxxxx gül x
______________xxxxxx
_______________ise x
_______________xx
_______dostlara_xx
____________xx
_bir_______xx
_________xx
___hediye_xx
Gururlanma insanoğlu,
Ölmemeye çaren mi var ?
Soğuk vurmuş bir gül gibi
Solmamaya çaren mi var ?
Hazan olmuş bir gül gibi
Solmamaya çaren mi var ?
***
Daim yürü hak izinde,
Hakk’ı söyle her sözünde,
Dört kişinin omuzunda,
Gitmemeye çaren mi var ?
***
Ecel gelip seni göre,
Yaşın kemaline ere,
Zengin, fakir hep kabire,
Girmemeye çaren mi var ?
***
melike
6 Avr.
-a écrit :
Dost olan tutar düşenin elinden
Sever dostlarını canı gönülden
Bin bir ders alırsın öğütlerinden
Mutluluğu okunur gözlerinden


Eğer dost ararsan bir çağrı bırak
Tam vakti dostluk meşalesini yak
Her ne yaşadıysan zamana bırak
Yaşamak değil midir ki bir durak


Dostluk değil mi sevgiyi paylaşmak
Dar anında koşup yanında olmak
Kanayan yaraya bir merhem çalmak
Zor günde kucak açıp dostça sarmak


____________███__█_████
____________ ██__██_____█
___________ ███_█__█_____█
__________ ████_____██___██████
_________ █████______██_█______██
________ █████_______██________█_██
________ █████_______█_______█
________ ██████_____ █_______█
_________ ██████____ █______█
__________ ████████_______█
__ ███_________ ██______██
███████__________██
_███████_________█
__██████_________█_█
___███___█_______██
___________█_____█__█
_______████_█___█
_____██████__█_██
____███████___██
____█████______█
____██
HAYIRLI GECELER ,GÜZEL BIR HAFTA SONU , HERSEYIN GÖNLÜNÜZCE OLMASINI DİLERİM... AEO.KIB
21 Mar.
AY PARÇASI ıa écrit :
Anlamlı Hayat
Anlamlı hayat, bir gün gelip geçmişe baktığınızda pişmanlık duymadan yaşadığınız hayattır…

Herkes ilk başta anlamlı hayatı yaşadığını söyler oysa ikinci kez dönüp baktıklarında aslında bunun ilizyon olduğu gerçeği tokat gibi çarpar yüzlerine.

Şimdi sadece birkaç dakika düşünelim. Anlamlı hayatı yaşıyor muyuz?

Tartışmalar, gerginlikler olacak, olmalı da kalpleri birbirine daha sıkı bağlamak için,aynı zamanda o tartışmalarda bir kalbi kırdıysak…

Eğer sadece tek bir ümidi kalmış insanların o ümitlerini de elleriden aldıysak…

Olmamız gereken zamanda olmamız gereken yerde olamadıysak ya da olmadıysak…

Sevdiğimiz insanları hep sonra’ya ertelediysek…

Sevgilimizle birlikte güneşin doğuşuna şahit olmak yerine hep günleri bitirdiysek…

Anlamak yerine yargıladıysak…

Sevmek yerine sorguladıysak…

Bize ihtiyaç duyulduğu halde bunun farkına varamamışsak…

Ya da fark ettiğimiz halde umursamamışsak…

Sizce bu anlamlı bir hayat olur mu?!?

Zaman o kadar hızlı akıp gidiyor ki parmaklarımızın arasından,

Anlamlı hayatı yaşama fırsatını her geçen gün biraz daha kaybediyoruz.

Umarım daha fazla –bilerek ya da bilmeyerek- kalp kırmadan mutlu ve anlamlı bir hayat yaşamaya başlarız…

Çünkü hayat çok kısa ve her dakikası yaşanmaya değer.

Sevgiyle sevdiklerinizle kalın...

Hoşça kalın…
19 Fév.
AY PARÇASI ıa écrit :
♥•°ღ •.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•. ♥

♥♥ ♥ DEĞERLİ ARKADAŞIM♥ ♥♥

♥•°ღ •.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•. ♥

♥ Selamün aleyküm ♥

♥Cumanız mubarek olsun ♥

♥Bu günün feyzi bereketi ihsan ve , ♥

♥mükafatı üzerinize olsun ♥

♥Mevla bu günümüzü ve ♥

♥ her günümüzü yoluna ♥

♥ cefakar vefakar ivazsız garazsız ♥

♥hizmet edenlerden kılsın inşALLAH.. ♥

♥saygılar... ♥

♥AYPARÇASI ♥

♥•°ღ •.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•. ♥

♥•°ღ •.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•.♥.•°ღ °•. ♥

13 Fév.
eliseua écrit :
I want to wish you a happy new year of peace and love with great luck, that his dreams are made. this is my wish for you and your entire family. one thousand kisses from your friend.
30 Déc.
. .a écrit :


Kıza bir partide rastlamıştı.. Harika birşeydi. O gün peşinde o kadar
delikanlı vardı ki... Partinin sonunda kızı kahve içmeye davet etti.
Kız parti boyu dikkatini çekmeyen oğlanın davetine şaşırdı ama tam bir
kibarlık gösterisi yaparak kabul etti. Hemen köşedeki şirin kafeye oturdular.
Delikanlı öyle heyecanlıydı ki, kalbinin çarpmasından konuşamıyordu.
Onun bu hali kızın da huzurunu kaçırdı...

“Ben artık gideyim” demeye hazırlanırken, delikanlı birden garsonu çağırdı.

“Bana biraz tuz getirir misiniz” dedi. “Kahveme koymak için.”

Yan masalardan bile şaşkın yüzler delikanlıya baktı. Kahveye tuz! Delikanlı
kıpkırmızı oldu utançtan ama tuzu kahvesine döktü ve içmeye başladı.

Kız, merakla “Garip bir ağız tadınız var.” dedi.. Delikanlı anlattı: “Çocukken
deniz kenarında yaşardık. Hep deniz kenarında ve denizde oynardım.
Denizin tuzlu suyunun tadı ağzımdan hiç eksilmedi. Bu tatla büyüdüm ben.
Bu tadı çok sevdim. Kahveme tuz koymam bundan. Ne zaman o tuzlu tadı
dilimde hissetsem, çocukluğumu, deniz kenarındaki evimizi ve mutlu
ailemi hatırlıyorum... Annemle babam hala o deniz kenarında oturuyorlar.
Onları ve evimi öyle özlüyorum ki...”

Bunları söylerken gözleri nemlenmişti delikanlının... Kız dinlediklerinden
çok duygulanmıştı. İçini bu kadar samimi döken, evini, ailesini bu kadar
özleyen bir adam, evi, aileyi seven biri olmalıydı. Evini düşünen, evini
arayan, evini sakınan biri... Ev duyusu olan biri... Kız da konuşmaya
başladı. Onun da evi uzaklardaydı. Çocukluğu gibi...

O da ailesini anlattı. Çok şirin bir sohbet olmuştu... Tatlı ve sıcak.
Ve de bu sohbet öykümüzün harikulade güzel başlangıcı olmuştu tabii...
Buluşmaya devam ettiler ve her güzel öyküde olduğu gibi, prenses,
prensle evlendi. Ve de sonuna kadar çok mutlu yaşadılar. Prenses
ne zaman kahve yapsa prensine içine bir kaşık tuz koydu, hayat boyu...
Onun böyle sevdiğini biliyordu çünkü...

40 yıl sonra, adam dünyaya veda etti. “Ölümümden sonra aç” diye
bir mektup bırakmıştı sevgili karısına. Şöyle diyordu, satırlarında: “Sevgilim,
bir tanem. Lütfen beni affet. Bütün hayatımızı bir yalan üzerine kurduğum
için beni affet. Sana hayatımda bir tek kere yalan söyledim.. Tuzlu kahvede.

İlk buluştuğumuz günü hatırlıyor musun? Öyle heyecanlı ve gergindim ki,
şeker diyecekken ‘Tuz’ çıktı ağzımdan. Sen ve herkes bana bakarken,
değiştirmeye o kadar utandım ki, yalanla devam ettim. Bu yalanın bizim
ilişkimizin temeli olacağı hiç aklıma gelmemişti. Sana gerçeği anlatmayı
defalarca düşündüm. Ama her defasında korkudan vazgeçtim.
Şimdi ölüyorum ve artık korkmam için hiçbir sebep yok...

İşte gerçek: Ben tuzlu kahve sevmem! O garip ve rezil bir tat.
Ama seni tanıdığım andan itibaren bu rezil kahveyi içtim.
Hem de zerre pişmanlık duymadan. Seninle olmak hayatımın
en büyük mutluluğu idi ve ben bu mutluluğu tuzlu kahveye borçluydum.
Dünyaya bir daha gelsem, herşeyi yeniden yaşamak, seni yeniden
tanımak ve bütün hayatımı yeniden seninle geçirmek isterim,
ikinci bir hayat boyu daha tuzlu kahve içmek zorunda kalsam da...”

Yaşlı kadının gözyaşları mektubu sırılsıklam ıslattı. Lafı açıldığında
birgün biri, kadına “Tuzlu kahve nasıl bir şey?” diye soracak oldu..

Gözleri nemlendi kadının...
Çok tatlı!.. dedi...


hayat sana bütün güzelliklerini sunsun herşey gönlünce olsun hayırlı geceler...

HAyaLEttt.
20 Déc.